m. mucahid 的个人资料Mucahid Akinci'nin Ev Sa...照片日志列表 工具 帮助
3月27日

Kendi Seçen Soyulur

'Ekonomik milliyetçilik' nedir

Yiğit Bulut
Referans, 27.03.2009 
Türkiye'de 5.000 gerçek-tüzel kişi dünya geneline yayılmış faiz alıcısına çalışıyor. Bizi bu adamlardan kurtaracak siyasetçilere ihtiyacımız var.
 
Ekonomik milliyetçilik, ülkeyi son kuruşuna kadar faiz çarkına kaptırmamak olabilir mi?
Ne dersiniz? Birlikte sorgulayalım.
Değerli dostlar, tarihimizde ne zaman faiz çarkından kurtulmaya kalksak, içeride uç noktalara varan olaylar oluyor. Dışarıdan da sağlam müdahale yok değil. 2001 Krizi'nde Türkiye borç sarmalından çıkmasın diye, uçağa konup gönderilen ve iner inmez "Türkiye için en önemli olay sürdürülebilir borç dinamiğidir" diyen Kemal Derwish'i hala unutmadık!
 
Kökü Osmanlı'ya dayanıyor
Neyse, tarih dökümanlarımdan derlediğim bazı notları sizlere aktarmak ve bazı notları size alıntılar halinde, araya bazı ekler de yaparak aktarmak istiyorum:
Sadrazam Mahmud Nedim Paşa daha iki gün önce, "Osmanlı Devleti faizleri yarıya mı indiriyor" sorusunu yönelten Reuters muhabirine, oruçlu ağzıyla yalan söylemek zorunda kaldı; "Bunların hepsi dedikodu." Bu demeç üzerine, Avrupa borsaları rahatladı. Osmanlı, son yıllarda aldığı borcu ancak borçla ödüyordu. Dış borcu 4.811 milyon franktı. Osmanlı Bankası ve Galata bankerlerine olan borcu ise 190 milyon franktı. Devlet hazinesi tamtakırdı. Moratoryum kaçınılmazdı.
Mahmud Nedim Paşa'nın konağında sabaha kadar süren tartışmalardan sonra karar alındı: Ana borç ve faizinin ancak yarısı ödenecekti. Yarısı için ise beş yıllık ve yüzde 5 faizli tahvil verecekti. Kararın dışarıya, borsaya sızmaması gerekiyordu. Toplantıya katılanlar Kuran-ı Kerim üzerine el basıp yemin ettiler.
 
Avrupa'da finans kapital
Bu noktada gelin biraz başa dönelim. Tanzimat süreciyle birlikte Osmanlı'nın devletçi ekonomisi yok edilirken, yabancı sermayenin önündeki tüm engeller kaldırıldı. İthal gümrükler yüzde 12'den yüzde 3'e düşürüldü. Osmanlı ucuz ithal mallar cenneti yapıldı. Osmanlı finans ihtiyacını İstanbul'daki bankerlerden karşılamaya başladı. Fakat zamanla bu banker ve sarrafların ekonomik gücü, hükümeti ve ekonomiyi finanse edemez duruma geldi.
Peki aynı dönemde Avrupa'da neler oluyordu?
Alıntılara devam edelim:
"Aynı dönemde Avrupa'da Sanayi Devrimi'nin ikinci aşaması finans kapitalin doğduğu süreç başladı. Halkın elinde finans, tasarruf fazlası vardı. Ve halkın parasını değerlendirecek aracı finans kurumları ortaya çıktı. Avrupalı aracı kurumların koşar adım geldikleri ülkelerin başında Osmanlı vardı. Osmanlı Hazine'si kısa vadeli borçlanmayla bile yüzde 22-24 gibi faizler veriyordu. Zenginleşmeye başlayan Avrupa orta sınıfı tasarrufları için kendi ülkelerindeki yüzde 3-4 gibi düşük faiz gelirleri yerine kuşkusuz Osmanlı piyasasını tercih etti. Borsa oyunlarıyla kolay para kazanma yollarının açılması üzerine birçok yabancı banker, simsar, kumarbaz Galata Borsası'na akın etti. Sonunda ne oldu? Sultan Abdülaziz askeri bir darbeyle koltuğundan indirildi. Tarih 30 Mayıs 1876'ydı. Ekonomik kararların alınmasının üzerinden daha 7 ay geçmişti."
 
Cumhuriyet dönemi
Bu notların detayları için Soner Yalçın'a teşekkür ediyor ve Cumhuriyet dönemine geçiyorum.
Değerli dostlarım, benzer uygulamalarla ilgili Cumhuriyet döneminden örnekler sıralayıp bu konuyu kapatalım: 1946 Başbakan Recep Peker, devalüasyon oranı yüzde 53, düşürüldü. 1958 Başbakan Adnan Menderes, devalüasyon yüzde 60, düşürüldü. Ağustos 1970 Başbakan Süleyman Demirel, devalüasyon oranı yüzde 40, düşürüldü. Ocak 1980 Başbakan Süleyman Demirel devalüasyon oranı yüzde 35, düşürüldü. Nisan 1994 Başbakan Tansu Çiller devalüasyon oranı yüzde 50, düşürüldü. Şubat 2001 Başbakan Bülent Ecevit devalüasyon oranı yüzde 50, düşürüldü. İlginçtir; bizim tarihimizde ağır ekonomik kararları alan hükümetlerin başına gelenler ile Sultan Abdülaziz'in başına gelenler benzerdi.
Değerli dostlar, bu satırlar sonrası daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı? Türkiye, bu kapandan kurtulamadığı sürece, kalkınması, gelişmesi, kendi vatandaşının hakkını vermesi, mümkün değil.
En çarpıcı son tespit: Hepimiz 5.000 gerçek-tüzel, dünya geneline yayılmış faiz alıcısına çalışıyoruz. İyi çalışmalar! Var mı bizi bu adamlardan kurtaracak siyasetçimiz!!
Son soru: Seçime gidenlere ve mangalda kül bırakmayanlara soruyorum; yukarıdaki sistemi değiştirecek gücünüz-iradeniz-isteğiniz var mı?
3月26日

Şafak Yakın

Doların hakimiyeti bitiyor mu?

Seyfettin Gürsel 
Referans, 26.03.2009
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yeni bir uluslararası para sistemi talep eden açıklamasıyla bombayı patlattı. Bu, öyle bir bomba ki Başkan Zhou'nun önerisi kabul edildiği gün, küreselleşmenin yüzyılı olan 21. yüzyıl gerçek anlamda başlamış olacak. Çin, dolar egemenliğine son verecek bombanın fitilini ateşledi. "Artık dolar istemiyoruz" dedi. "Keynes'in 1944 yılında Bertton Woods'da savunduğu ama muzaffer ve mağrur Amerikalılara kabul ettiremediği fikre, 'dünya parası' (Bancor) fikrine geri dönmenin zamanıdır" dedi.
Çin ne istiyor? Gayet basit: "Dış ticaret fazlası ile büyüyen bir ekonomiyim, bundan da vazgeçmeye niyetim yok" diyor. Üretiyorum ama yemiyorum, yemediğimi de başta Amerikalılar olmak üzere dünyaya satıyorum, istihdamımı ve gelirlerimi artırıyorum. Bu büyüme modelim sürekli cari işlemler fazlası üretiyor, bu fazlayla da gidip neredeyse tek uluslararası rezerv para olan dolar cinsinden varlıklar satın alıyor, kasama istif ediyorum" diyor. "İstif ediyorum da ne oluyor? Helikopter Ben işleri çığırından çıkardı, durmadan dolar basıyor, Obama da bütçe deliğini genişlettikçe genişletiyor, bu doların sonu kötü, ben artık almayayım" diyor.
Tabii ki Başkan Zhou böyle demedi. Bu benim yaptığım özgün bir arka plan okuması. Ama işin özü budur. Çin ABD'nin küresel dengeleme planına karşı çıkıyor. ABD, dolar egemenliği devam etsin ancak Çin parasını dalgalanmaya bırakarak değerinin yeterince artmasına izin versin istiyor. Ayrıca Çin iç talebi desteklesin, sosyal devleti geliştirsin ve böylelikle dış ticaret fazlalarına son versin istiyor. Bu arada da Çin'in 2 trilyon dolarlık rezervlerinden bir bölümünü IMF'nin kullanımına vermesini, IMF de bu paralarla (dolarlarla) cari açık veren ekonomileri destekleyerek küresel talebe katkı yapmasını talep ediyor ABD.
Bu da hiç kuşkusuz temel küresel dengesizliği düzeltmenin bir yolu. Ancak çok zaman alacağı gibi, Çin'i bilmediği, dolayısıyla ürktüğü yeni bir ekonomik yapılanmaya zorluyor. Çin bildiği yoldan fazla sapmak istemiyor. Zaten kriz temel dengesizliği değiştirmedi. Çin yine dış ticaret fazlası veriyor. İhracat düştü ama ithalatı da düştü. Dolarlar cinsinden varlıkları istif etmeye devam ediyor ve bu varlıkların gelecekte büyük değer kayıplarına uğramasından endişe ediyor. Çin için önemli olan dolarla ifade edilen enerji ve emtia fiyatlarının istikrarlı olması. Yarın öbür gün kriz bitiğinde enerji ve emtia fiyatlarının çıldırmasından korkuyor.
Çin ad hoc bir dünya parası yaratılmasını istiyor. Bu paranın değerini, dünyanın önde gelen ekonomilerinin büyüklükleri ile ağırlıklandırılmış paralarının değerleri belirleyecek. Bu parayı yaratmanın kuralları olacak. Dünya ticaretinin ihtiyacı kadar arzı esnek tutulacak ama ulusal bir ekonominin (yani ABD'nin) ulusal ihtiyaçlarına göre de basılmayacak. Bu para IMF bünyesinde sınırlı kullanımı olan SDR'lerin (özel çekiliş hakları) kapsamı ve işlevi genişletilerek yaratılacak ve bu dünya parası adım adım doların uluslararası rezerv olarak yerini alacak.
Bu öneri hem teknik olarak uluslararası finans sisteminin istikrarını sağlamada daha etkili olacaktır hem de daha adil bir küresel ekonominin oluşmasına yardımcı olabilir. Ama ABD'nin hiç işine gelmez. Doların egemenliğinin son bulması demek, ABD'nin bütçe ve cari açıklarını kontrol altında tutmak zorunda kalması demektir. Askeri harcamalarını artırırken bu artışın tümüyle Amerikan vergi mükelleflerinin sırtına bineceğini kabul etmesi demektir. Kısacası, ABD'nin tek süper güç olmaktan çıkarak primus inter pares (eşitler arasında birinci) olmayı kabullenmesi demektir.
ABD direnecektir. Dünyanın 3 no'lu dolar rezervi sahibi olarak Rusya, Çin'i destekleyecektir. AB ekonomik olarak Çin'i destekler ama siyaseten ABD'yi de satmak istemeyebilir. Çin ağırlığını koymuştur. Buradan geri dönüş yoktur. Yeni düzen zaman alacaktır ama doların gün batımı da başlamıştır.
3月23日

Bok Çukuruna Maya Salmak

 
Göl Maya Tutmuyor!..
 
Yaşananların serbest piyasa ve demokrasi anlayışıyla ilgisi var mı?

Mehmet Uğur Civelek

Dünya, 23.03.2009 

Geçtiğimiz haftanın genelinde yaşanan gelişmelere baktığımızda belirsizlik ve kırılganlığın azalmadığı görülebiliyor. Bu kanaate itiraz edecek olanların düşünmesi lazım: Eğer durum böyle olmasa idi. ABD Merkez Bankası tahvil alımı yolu ile 1 trilyon dolar kadar ek likidite vermek kararı alır mıydı? Veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tam puanlık yeni bir faiz indirimine gider miydi? Ayrıca kısa vadede durumun daha kötüye gitmesini frenlemek adına devreye sokulan önlemlerin orta vadeli maliyetleri ne ölçüde hesaba katılıyor?

Küresel düzeyde finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere baktığımızda görüntü pek iç açıcı değil. Sermaye piyasalarının toparlaması, bu yolla bilançoların rahatlaması ve kredi açmazının çözülmesi için yapılan zorlamalar yeterli olmadı. Dow Jones endeksi 7400 seviyesinin üzerine çıktı fakat tutunamadı. Federal Reserve'nin son hamlesi güven bunalımını aşmak için yeterli olmadı, sermaye piyasalarında olumsuz eğilim değişmedi fakat bu kez döviz piyasaları karıştı; doların diğer tüm paralara karşı değer kaybetmesi ve hammadde fiyatlarını sıçratması yatırım ortamındaki olumsuzlaşmanın devam ettiği kanaatini güçlendirdi. Olumsuzluğu sınırlamak adına yaratılan ortam, riskleri azaltmak için fırsat olarak görülmeye devam etti. Ayrıca ABD'de açıklanan enflasyon rakamları bundan sonrası için çok daha dikkatli olunması gereğini açığa çıkarmaya başladı. Kredi piyasasını çözmek ve devamında ekonomiyi canlandırmak için yapılanlar daralmayı önleyemez fakat fiyatların yönünü deflasyonistten enflasyoniste çevirir ise finansal piyasaların durumu ne olur? Bu risk oldukça yüksektir ve risk almaktan kaçınma eğilimlerini devam ettirecek en önemli sebeptir; başka bir deyişle Merkez Bankası aksiyonlarının sıkıntıların büyümesine tepki olarak aşırıya kaçmasının orta vadeli sonuçları çok dramatik olabilir! Zira önlemler, denize düşenin yılana sarılması deyişindeki çaresizliğin dışına çıkamadı, bugünkü koşulların altı ay, bir yıl öncesine göre daha iyi olmadığı gerçeği değişmedi...

Ülkemizdeki etkili ve yetkili kesimler ise tam anlamıyla bir hayal dünyasında yaşıyor ve bunların gerçek olduğuna inanmaya ve başkalarını inandırmaya çalışıyorlar. Tüm umutlarını küresel düzeydeki olumsuzlukların bir an önce sonlanması ve iki yıl önceki likidite bolluğunun geri gelmesine bağlamışlar, o gün gelene kadar direnip olumsuzluklara katlanmaya çalışıyorlar. Hal böyle olunca ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelere kayıtsız ve tepkisiz kalıyorlar ve gerçekçi olamıyorlar. Bu durumda sormak gerekiyor; çaresiz duruma düşmüş dış güçlere bağımlı ve kendine bile güvenmeyen kesimler bu ülkenin sorunlarını çözebilir mi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçtiğimiz hafta yaptığı Para Kurulu toplantısında kısa vadeli faizleri bir tam puan daha düşürdü, yaklaşık altı aydır ciddi yan tesirlere rağmen yüksek oranlı ayarlamalar devam ediyor, hem de daha önceki açıklamaları tekzip ederek! Peşinen yüksek indirimi takip edecek ayarlamaların daha sınırlı olabileceği söylemi artık anlamını yitirdi; belli ki olumsuz koşullar TCMB'nin iradesini yıpratıyor ve onları da yönetiyor. Alınan önlemler yöneten-yönetilen ilişkisinde normalleşmeyi sağlayamıyor. Sormak gerekiyor Türk Lirası'nda değer kaybı, olumsuz dış koşullar ve yeni açılmış dördüncü pakete rağmen neden yüksek oranlı bir faiz indirimine ihtiyaç duyuldu? Veya piyasa neden yüksek oranlı indirim talep etmeye devam ediyor?

Eğer mali sektörde ve kamu dengesinde durum hızla daha kötüye gidiyor olmasa idi ne piyasa ciddi yan tesirlere rağmen yüksek oranlı faiz indirimi talep ederdi, ne de Merkez Bankası böyle bir tercihe mahkum olurdu. Ekonomideki daralma yalnız işsizliği artırmıyor; borç-alacak zinciri kırılıyor ve sorunlu krediler hızla artıyor, talepteki keskin daralma bütçe açığını kontrolden çıkarırken, finansman ihtiyacı ciddi sıkıntı yaratacak boyutlara tırmanıyor. Güven bunalımının daha da derinleşmemesi için BDDK ve TCMB daha esnek bir tavır sergilemek ve orta vadeli sıkıntıya yol açacak yan tesirleri görmezden gelmek zorunda kalıyor, gerçeklerden uzaklaşılıyor ve mali kesim destekleniyor ki onlar da büyüyen kamu finansmanı ihtiyacının sorumsuzca karşılanmasına destek versin...

2009 yılı Ocak-Şubat dönemi bütçe açığının 10.4 milyar TL'ye ulaşarak yılık hedefini yakalaması sürpriz değil. Bankalardaki sorunlu kredilerin de her altı ayda katlanarak artması da sürpriz olmayacak. Ekonomide gelir dağılımı iyice bozulmuş ve orta sınıf tasfiye edilmiş, başta sanayi olmak üzere üreten kesimlerin rekabet gücü kaybı nedeniyle nefesleri kesilmiş ise günü kurtarmak dışında yapacak bir şey kalmıyor. Dış piyasa koşulları düzelene kadar sorunların ağırlaşması pahasına parasal tedbirlerle idare edilsin: BDDK ve TCMB inisiyatif kullansın, mali sektör de yanlış olduğunu bile bile kamuyu desteklemeye ve geri dönüş ihtimali çok şüpheli krediler vermeye devam etsin!.. Bu işin nasıl sonlanacağını öngörebilenler de fırsattan yararlanarak risklerini azaltmaya çalışsınlar...

Olup bitenleri gerçekçi bir şekilde irdeleyince sormak gerekiyor; bu yaşananların serbest piyasa ve demokrasi anlayışı ile herhangi bir ilgisi var mı? Bu yaklaşımlar sorunları çözer mi, yoksa ağırlaştırır mı? Dış piyasa koşulları düzelmeyecek, dalga dalga kötüye gidecek; korkunun ecele faydası olmayacak.

Ayakta Yatanlar

Koç 9 yılda 7’ye nasıl katlandı

M. Rauf Ateş

Hürriyet, 23.03.2009

Geçen hafta Koç Holding, 2008 yılına ilişkin rakamlarını açıkladı. Ciro yüzde 19 artışla 55.6 milyar TL’ye, kar ise 2 milyar TL’ye ulaştı.

Artışlar ve rakamlar, dünden bugüne bakınca fazla önemli değilmiş gibi görünüyor. Ancak, son 10 yıla bakınca, Koç Holding’in aldığı mesafe daha iyi ortaya çıkıyor. Hatta bu son 10 yılı Koç’un, ‘sınıf atlamak’ ile geçirdiğini söylemek yanlış olmaz.  

Uzun yıllardır Türk iş dünyasını, dolayısıyla Koç’un performansını izliyorum. Koç en büyük atağını 2000 yılından sonra gerçekleştirdi. Tablo, bu gerçeği açıkça gözler önüne seriyor. 2000 yılındaki 6.5 milyar dolarlık cirodan, 2008 yılında 43 milyar doların üzerine ulaşılmış. Neredeyse 7 katlık bir artış oranı yakalanmış. Bu gerçekten büyük bir başarı…

Koç Holding’in gösterdiği başarı onu son yıllarda Boston Consulting Group (BCG) tarafından düzenlenen ‘Meydan Okuyanlar’ (Global Challenger) adlı listeye de sokuyor.

Koç nasıl hızlı büyüyor?

Gelişmekte olan ülkelerdeki 100 büyük ve global olma yolundaki şirketi kapsayan listede, Brezilya, Çin, Hindistan ve Güney Afrika’dan çıkan gerçekten Lenovo, Haier, Tata, Cemex ve Lukoil gibi dev şirketler var.

Bu şirketlerin büyüme öykülerine bakıyorum. Hepsinin geçmişinde yerel ve global satın almalar var. Şirket başına 9.3 satın alma düşüyor. Önemli bölümü belli sektörlere odaklanmış durumdalar… Neredeyse hepsi önce kendi ülkelerinde büyümüş, ardından gelişmekte olanlara, sonra da gelişmiş ülke pazarlarına girmişler. Bazıları global marka olma yolunda da ilerliyorlar.

Bu özelliklerin tamamı Koç’ta da var. Satın alma, odaklanma ve dünya markası yaratma yolunda ilerliyor. Böyle giderse, dünyanın en büyük 100 şirketine giren ilk Türk şirketi de Koç olacak galiba…

Ümükteki Sümük

Dolar ne zaman 2.50 TL olur

Ertuğ Yaşar
Referans, 23.03.2009
Sabah gazetesinin hem de birinci sayfasında "Hazinede Cinnet" başlığını görünce (kendimce) çok sevinmiştim. "Şuna bak. Sabah'taki arkadaşları boşuna "yandaş medya" diye suçluyorlar. Gördün mü bak; onlar da kamu maliyesindeki bozulmayı ne güzel bir başlıkla, hem de birinci sayfadan vermişler" diye düşündüm...
Meğerse yanılmışım. haber gerçekten de Hazine Müsteşarlığı'nda yaşanan bir cinnet cinayeti haberini anlatıyormuş! Yoksa şubat ayında yaşanan kamu bütçesinin muazzam açığı ile ilgisi yokmuş...
Yerel seçim gümbürtüsü ile karambole gelebilir; ama gecikmeli olarak açıklanan şubat ayı bütçe gerçekleşmeleri gerçekten de çok kötü sonuçları gözler önüne serdi. Geçen yıl bütçe yapılırken bütün yıl verilmesi planlanan kadar bütçe açığı (10.4 milyar TL), sadece iki ayda gerçekleşmişti.
Bütçede transfer harcamaları ve Belediye harcamaları çok artmış. Ama faiz giderlerinde de artış var (geçen yılın aynı aylarına göre faiz dışı giderler yüzde 29; faiz giderleri yüzde 52 artmış; toplam gider artışı da yüzde 35 olmuş).
Bütçe gelirleri ise hemen hemen hiç artmamış (artış oranı sadece yüzde 2,5). Vergi gelirleri ise düşmüş  (yüzde -5,8). Vergi gelirlerinin artmamasına sanırım hemen hiç kimse şaşırmamıştır. Ekonominin hızla daraldığı; dışalımın tam anlamı ile çakıldığı; tüketimin iyice küçüldüğü bir dönemde ne KDV, ne ÖTV, ne de hariçten alınan vergilerde artma zaten olamazdı; olmamış da.
Geçmiş oldu, bitti. Peki, şimdi ne olacak?
Gelecek pazartesi günü yerel seçimler de bitmiş olacak. Bu eğilim hala sürecek mi? Yoksa seçimlerden sonra ekonomi yönetiminde bir U dönüşü mü göreceğiz?
Gelecek pazartesi değilse de (çünkü o gün hâlâ seçim sonuçlarını konuşuyor oluruz) salı günü emin olun mutlaka IMF (Uluslararası Para Fonu) ile ilişkileri konuşuyor olacağız. Türkiye'nin kamu maliyesini bu kadar bozduğu bir dönemde gündeme gelecek ilk konu, IMF ile bir anlaşmanın yapılıp yapılmayacağı olacaktır.
Biz burada basite indirgenmiş bir senaryo yazdık. Bizce Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, IMF ile hemen anlaşacaktır (seçim sonuçlarına göre bu öngörümüz değişebilir. Örneğin AKP, Türkiye genelinde yüzde 45'e yakın ya da üzerinde oy alırsa, IMF ile anlaşma yapmakta hızlı davranmaz. Ama oy oranı yüzde 35'lere yakın olursa anlaşma hemen yapılır!)
IMF anlaşmasının ilk reçetesi, bozulan kamu maliyesi dengesinin toparlanması olacaktır. Yani harcama kısıntısı ve ardından da ek gelir arayışı. Harcamalarda kısıntı yapılarak kamu maliyesinin yeniden dengeye oturabileceğini pek sanmıyorum. Ya da bu süreç çok yavaş olur; IMF de bunu kabul etmez. O zaman salınacak ek vergiler kaçınılmaz olur. Yani IMF ile anlaşmanın ilk bedeli, "ümüğümüzün bu kere gerçekten hem de sıkıcana sıkılması" olacaktır!
Eğer ekonomik büyüme olağan sayılarda olsa idi, vergi artışı belki sindirilebilirdi. Ama ekonominin yüzde 5 dolayında küçülmesi beklenen bir yılda vergi gelirleri artışının nasıl sağlanacağını sanırım hepimiz merak ile izleyeceğiz.
Yani?
Yanisi şu ki, IMF ile anlaşma olduğu gün, örneğin geçen hafta otomotiv, beyaz eşya ve konut sektörü için sağlanan vergi indirimleri bizce hemen geri alınacaktır. Türk maliyesinin seçimden sonra 1 lira bile gelir/vergi kaybına tahammülü olmayacaktır. Zaten IMF de (eğer anlaşma olursa) buna izin vermeyecektir.
E tabi bir de diğer olasılık var. "Padişahımız efendimizin" (!) kendine çok güvenip bir kere daha "IMF ile anlaşma falan yok. Biz ümüğümüzü sıktırmayız" demesi...
Bizce düşük bir olasılık; ama eğer bu olasılık gerçekleşirse, o zaman doların kısa zaman içinde (üç ay!) 2.50 liraya yürüdüğünü görürüz. Çünkü ya öyle ya da böyle vergi toplamak gerekiyor. Öyle toplayamazlarsa o zaman böyle toplarlar ve bütçeyi dengelerler...
Bizden uyarması! 
 
 

Baş Damar Tıkalı

Bu nasıl teğet geçen kriz? Bütçe darmadağın!

Hurşit Güneş
Milliyet, 23.03.2009

 

Geçen hafta iki önemli veri yayımlandı. Biri malum, artan işsizlik, diğeri de şubat ayı bütçe verileri. Bütçede inanılmaz bir açığın oluştuğu gözleniyor. Yıl sonunda hedeflenen 10.4 milyar TL’lik bütçe açığı şimdiden oluşmuş durumda. Böyle giderse yıl sonuna vardığımızda 50-70 milyar TL’lik bir açık oluşursa şaşmamak gerek...
Bütçede harcamalar ilk 2 ayda (geçen yılın aynı döneminde göre) yüzde 36 artmış. Bunun faiz hariç kısmındaki artış yüzde 30...
Faiz harcamaları da yüzde 52 artmış. Bunu da çok önemsemek gerek. Tabii bu artışın bir nedeni dövizli borçlanmanın kur etkisi. Kur yükselince ödeme artıyor. Fakat aynı zamanda dönemsel etkiler de var. Asıl kaygı veren gelişme bütçenin bu denli açık vermesiyle borçlanmanın ileride hızla artacak olması. Yani gelecekte bu faiz gideri baş ağrıtmaya başlayacaktır. 

Seçim harcamaları
Faiz dışındaki harcamalar belediyelere nasıl para boca edildiğini, nasıl seçim yatırımı yapıldığını gösteriyor. Cari transferler tam yüzde 48 artmış! Yatırımlar da yüzde 142 artmış! Malum bu ara Başbakan açılıştan açılışa koşuşturuyor. Ancak seçim sonrasında IMF ile anlaşma olursa bunlar dizginlenmek zorunda kalacaktır. Başbakan’ın da seçim öncesinde neden IMF ile anlaşmadığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Tabii, bu denli harcama artışının sonuçları da olacaktır. Şimdilik durgunluk var. Ama durgunluk kalkma eğilimi gösterir göstermez, enflasyonist eğilimler ortaya çıkabilir. Dış açık da büyüyecektir. Kaldı ki, petrol ve doğalgaz fiyatları da artacaktır.
Bütçenin gelir tarafı da dökülüyor. İlk 2 ayda bütçe gelirleri sadece yüzde 2,5 artmış. Vergi gelirleri ise yüzde 5,8 azalmış. Yani harcamalar hızla artarken, gelirler düşmüş. Kurumlar vergisi yüzde 5, dahilde alınan KDV yüzde 4 azalmış. Hele ithalden alınan KDV yüzde 32 düşmüş. ÖTV’de de yüzde 9’a yakın azalma var. 

Üçte biri kadar faiz dışı fazla
Geçen yıl ilk 2 ayda bütçe 496 milyon TL fazlalık vermişti. Bakan Unakıtan da çıkıp bunu methetmişti. Şimdi bu tam 10.4 milyar TL’lik bir açığa dönüşmüş. Geçen yıl aynı dönemde faiz dışı fazla 9.5 milyar TL’ydi. Bu yıl ise 3.3 milyar TL’nin altına düşmüş. Neredeyse üçte biri! İşte bu nedenle 2009 yılında bütçe darmadağın görünüyor.
Yıllardır ikaz ettiğimiz gerçekle şimdi yüzleşiliyor. Vergi gelirleri 2003-2006 döneminde büyük ölçüde tüketim artışının sağladığı vergilerle karşılanmıştı. Bu eğriti yapı şimdi tüketimin çökmesiyle bütçeyi de bu hale getiriyor.
Üstelik bu durumun gelecekte nasıl toparlanacağı da belli değil. Hiçbir plan ortada görünmüyor. Son haftalarda getirilen vergi indirimleri de geçici gelir sağlayacağından sonrasında gelirlerin büsbütün düşmesine neden olacaktır. İkincisi, para politikası çok zorlanacaktır. Bu denli açıklar iç borçlanmayı artırarak faizler üzerinde baskı yapacaktır. Bu aşamada para politikasını gevşetmenin de bir yararı olmayacaktır. Çünkü iç ve dış dengeler daha da bozulma riski taşıyacaktır. Hatta zembereğinden fırlamış bir maliye yapısıyla kur daha da hızla tırmanabilir.
Bu bütçe performansı 2010 yılında yine enflasyon, yine dış açık ve yine yüksek faizli bir ortama girilme riskini gösteriyor. Bu nasıl teğet geçen kriz?

hgunes@milliyet.com.tr

3月20日

Doğanın Matematiği

Marmara deprem alarmı veriyor

İbrahim ALDEMİR
Milliyet, Doğan Haber Ajansı, 19.03.2009 

BALIKESİR'in Bandırma ilçesinde toplantıya katılan İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nde görevli Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, son iki gün içinde Marmara Denizi'nde meydana gelen 2.8 ve 3.7 büyüklüğündeki depremleri değerlendirdi. Gündoğdu, "Deprem beklediğimiz fayın gergin olduğu gözüküyor. Fay hattında hareketlilik son bir ay içinde artmaya başladı. Bu hareketlilik dikkate değer bir gelişme. Marmara Denizi alarm veriyor." dedi.

Bandırma'da bulunan 911 Arama ve Kurtarma Derneği'nin davetlisi olarak Bandırma İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Mezunlar Kulübü'nün düzenlediği Kariyer Festivali Konferansı için ilçeye gelen İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nde görevli Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu son iki gün içinde Marmara Denizi'nde meydana gelen 2.8 ve 3.7 büyüklüğündeki depremleri değerlendirdi. Marmara Denizi'nde iki gün içinde yaşanan hareketliliğin sıra dışı bir hareketlilik olduğunu ve büyük depremin üzerinden 10 yıl geçmesine karşın fay hattında hareketliliğin artmasının iyimser bir tablo olmadığını belirten Oğuz Gündoğdu, "Marmara Denizi'ndeki hareketlilik devam ediyor. Ancak bu hareketlilik son iki günde 3.7 büyüklüğüne ulaşmış. Bu hareketliliğe bakınca pekte iyimser konuşamıyoruz. Deprem beklediğimiz fayın gergin olduğu gözüküyor. Fakat gerginlik artmış derken hemen büyük deprem olacak da diyemeyiz. 1999 yılında olan büyük depremin üzerinden 10 yıl geçti ve fay hattında hareketlilik son bir ay içinde artmaya başladı. Bu hareketlilik dikkate değer bir gelişme. Bir kez daha altını çizerek vurgulamak istiyorum ki Marmara Denizi alarm veriyor" diye konuştu.

Öte yandan Erdek'in Düzler mevkiinde yaşanan deniz çekilmesi olaylarının da gel-git olayı olmadığına da dikkat çeken Gündoğdu, bu bölgenin Sinografi Dairesi tarafından da incelenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

3月18日

TUFAN Öteleme

Çok Bilenlerin Çaresizliği!

Mehmet Uğur Civelek

Dünya, 18.03.2008

Hafta başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan aralık ayı işsizlik verileri, ekonomi cephesinde giderek hızlanan bir olumsuzlaşmaya işaret ediyor. Özellikle 2002 senesi sonrasında uygulanan IMF destekli politikaları eleştirenleri enflasyon lobisi olmakla suçlayanlar sonuç niteliğindeki bu işsizlik rakamları ile gurur duyabilirler! Küresel düzeydeki likidite tarihte görülmemiş düzeylere ulaştığında bile azalmayan işsizliği verimlilik artışı ile açıklamaya çalışanlar bugün dilini yutmuş gibi görünüyor ve korku nöbetinden kurtulamıyorlar. Küresel kriz bahanesinin arkasına saklanmak ise bundan sonra yaşanacak büyük sıkıntıları ortadan kaldırmıyor.

Evet, Kasım ve Aralık 2008 ile Ocak 2009 da yapılan hanehalkı işgücü anketinden çıkan işsizlik verileri geleceğe ilişkin beklentileri karartıyor. Bu ateşin sadece düştüğü yeri değil, her yeri yakabileceğine işaret ediyor. Bir yıl öncesinin aynı dönemi ile mukayese edildiğinde toplam istihdamın daraldığı, işgücüne katılım oranının gerilediği ve işsizlik oranlarının tarihi rekorlar kırdığı gözleniyor. İçine girilen kısır döngüden nasıl çıkılacağı ise bilinmiyor; talep ve işsizlik verilerindeki olumsuzluklar karşılıklı olarak birbirini besliyor. Sonuçta ekonomi daralıyor ve tüm ekonomi sarsılıyor: Bir yandan sorunlu krediler hızla artarken diğer yandan bütçe açığı büyüyor, yanlış politikalardan oluşan bumerang dönüp onu fırlatanları vuruyor. Siyasi irade IMF ve bazı sektörler ile öfkesi büyüyen küçük orta boy işletmeler ve çaresiz çoğunluk arasında sıkışıyor. Giderek büyüyen istikrarsızlık dalgasına karşı bir şey yapamıyor.

Küresel düzeyde likidite bol iken ağustos böceğini oynamak, karınca ile dalga geçip onları eleştirmek kolaydı. Fakat zaman yine acımasızlığını gösterdi, sonbahar ile birlikte ilk grubun sesi kesildi; onlara özenenler de ne yapacaklarını bilemez hale geldi. Bu saatten sonra zaman tünelinden geçip o yanlışları düzeltmek mümkün olamayacağı için olası sonuçlara katlanmak dışında bir seçenek kalmadı.

İstihdam ve özellikle kayıtiçindeki istihdam daralıp işsizlik arttıkça bütçe ve sosyal güvenlik açığı büyüyecek; küresel talep gerilemesine paralel olarak iç talep de daralacak. İhracat ve sınai üretim gerileyecek; faaliyet gelirleri erir iken faaliyet dışı gelir yaratmak üzere alınmış pozisyonlar kâbusa dönüşecek. Bir yandan net dış borç ödemesi diğer yandan sorunlu kredilerdeki tehlikeli tırmanış sorunları iyice ağırlaştıracak. Mali sektör ve kamuyu rahatlatmak adına, yabancı sermayeden bağımsız olarak para politikasının iyice gevşetilmesi ise döviz kurlarını iyice hareketlendirecek. Bu tablo karşısında IMF ile anlaşılsa ne olur anlaşılması ne olur! Sebepler ortadan kalkmadan sonuçlar nasıl olup da farklılaşacak? Bütçe açığının büyümesi nasıl önlenecek? Dördüncü canlandırma paketinden medet umanlar, galiba şuursuzca bataklıkta çırpındıklarının ya farkında değiller, ya da bu çaresizliği başkalarının anlamasını istemiyorlar...

IMF ile yapılacak olası bir anlaşmada dolaylı vergi indirimlerinden oluşan dördüncü paket de orta vadede işsizliği azaltmaz arttırır; zira zorlama ile kısa vadede talep artsa bile devamındaki daralma çok daha büyük olur. Bütçe açığı kontrolsüz bir şekilde büyür iken de IMF ile yapılacak bir anlaşma Türk Lirası'nda yaşanacak değer kayıplarını önleyemez.

Esas büyük işsizlik dalgası henüz yaşanmadı ama yola çıktı. Bu eğilimi terse çevirmek mevcut koşullarda olası değil; günü kurtarmak adına bugün olduğu gibi ötelemeye çalışmanın maliyeti ise katlanılabilir türden olmayacak.

3月13日

Zurna Zort Dedi

Obama Administration Tries to Reassure China on Treasury Debt

By Rebecca Christie and Kim Chipman

The Bloomberg, Mar 13, 2009

The Obama administration sought to ease Chinese Premier Wen Jiabao’s concern about U.S. government debt, reiterating pledges to cut the budget deficit in half in four years.

“There’s no safer investment in the world than in the United States,” White House Press Secretary Robert Gibbs said today.

Wen earlier said that China, the U.S. government’s largest creditor, is “worried” about its holdings of Treasuries and wants assurances that the investment is safe. “I request the U.S. to maintain its good credit, to honor its promises and to guarantee the safety of China’s assets,” he said at a press briefing in Beijing.

Wen’s words contributed to a decline in Treasuries, before the losses were recouped. Yields on benchmark 10-year notes rose as high as 2.96 percent, from 2.85 percent late yesterday, and were at 2.87 percent at 3:17 p.m. in New York.

White House National Economic Council Director Lawrence Summers, asked today about Wen’s remarks, said overseas “confidence” in Treasuries would be hurt without the administration’s steps to end the economy’s decline.

President Barack Obama is relying on China to sustain buying of Treasuries amid record amounts of debt sales to fund a $787 billion stimulus package. China held $696 billion in U.S. Treasury debt as of Dec. 31, more than Japan’s holdings of $578 billion. The total foreign holdings of U.S. Treasury debt at the end of last year was $3.1 trillion.

Treasury’s Response

The Treasury also offered a response that sought to reassure investors.

“The U.S. Treasury market remains the deepest and most liquid market in the world,” Treasury spokeswoman Heather Wong said in an e-mailed statement. “President Obama is committed to taking the steps necessary to restore growth and put this country on the path of fiscal sustainability, including cutting the long- term deficit in half over the next four years.”

During the first five months of fiscal 2009, which began Oct. 1, the U.S. budget deficit swelled to a record $764.5 billion for the period, compared with a $265 billion shortfall during the same period a year earlier. The shortfall this year already has exceeded the record $459 billion gap for all of 2008.

The administration is “tackling many long-ignored problems, ensuring that the U.S. will be in a stronger position than ever,” Wong said. “We are facing whatever challenges come up and will continue to do so.”

To contact the reporters on this story: Rebecca Christie in Washington at Rchristie4@bloomberg.net; Kim Chipman in Washington at kchipman@bloomberg.net.

3月10日

Halk Tufanlarda

TCMB
27.02.2009
 
TARİH            TOPLAM               TÜKETİCİ           KREDİ KARTI         TAKSİTLİ             TAKSİTSİZ   
12-05-2006   56668972.00000  38140885.00000  18528087.00000   6731395.00000  11421002.00000
19-05-2006   57499115.00000  38750145.00000  18748970.00000   6865269.00000  11487754.00000
26-05-2006   58398484.00000  39789682.00000  18608802.00000   6868208.00000  11330972.00000
02-06-2006   59901132.00000  40686394.00000  19214738.00000   7077622.00000  11696376.00000
09-06-2006   60403510.00000  41213608.00000  19189902.00000   7104036.00000  11663253.00000
16-06-2006   60817249.00000  41287485.00000  19529764.00000   7207263.00000  11913443.00000
23-06-2006   60786826.00000  41555275.00000  19231551.00000   7310288.00000  11503827.00000
30-06-2006   61872750.00000  42000309.00000  19872441.00000   7495320.00000  11929850.00000
07-07-2006   61950840.00000  42111323.00000  19839517.00000   7541881.00000  11860396.00000
14-07-2006   62386342.00000  42233217.00000  20153125.00000   7605171.00000  12126811.00000
21-07-2006   61793435.00000  42052279.00000  19741156.00000   7594186.00000  11724382.00000
28-07-2006   62323884.00000  42313037.00000  20010847.00000   7589284.00000  11975243.00000
04-08-2006   62756779.00000  42465930.00000  20290849.00000   7722187.00000  12134601.00000
11-08-2006   63007524.00000  42624892.00000  20382632.00000   7758499.00000  12183565.00000
18-08-2006   62782823.00000  42474546.00000  20308277.00000   7743506.00000  12131961.00000
25-08-2006   62745831.00000  42617336.00000  20128495.00000   7747372.00000  11935660.00000
01-09-2006   63444765.00000  42744188.00000  20700577.00000   7871301.00000  12372696.00000
08-09-2006   63538207.00000  42902497.00000  20635710.00000   7856308.00000  12327157.00000
15-09-2006   63878820.00000  42834910.00000  21043910.00000   7936305.00000  12673103.00000
22-09-2006   63585427.00000  43039191.00000  20546236.00000   7936159.00000  12157478.00000
29-09-2006   64001862.00000  43342356.00000  20659506.00000   8031919.00000  12137447.00000
06-10-2006   64165934.00000  43437891.00000  20728043.00000   8013030.00000  12238787.00000
13-10-2006   64441743.00000  43708559.00000  20733184.00000   8030885.00000  12253591.00000
20-10-2006   64292950.00000  43776720.00000  20516230.00000   8114855.00000  11938971.00000
27-10-2006   64834045.00000  43795265.00000  21038780.00000   8206316.00000  12350861.00000
03-11-2006   64975544.00000  43957402.00000  21018142.00000   8383881.00000  12145901.00000
10-11-2006   65056946.00000  44161470.00000  20895476.00000   8388391.00000  12035548.00000
17-11-2006   64998653.00000  44124081.00000  20874572.00000   8367123.00000  12042416.00000
24-11-2006   65148456.00000  44394457.00000  20753999.00000   8384706.00000  11900004.00000
01-12-2006   66074014.00000  44860967.00000  21213047.00000   8508755.00000  12210060.00000
08-12-2006   66202634.00000  45093447.00000  21109187.00000   8494493.00000  12140657.00000
15-12-2006   66591302.00000  45205386.00000  21385916.00000   8558131.00000  12379767.00000
22-12-2006   66619694.00000  45627537.00000  20992157.00000   8680771.00000  11844896.00000
29-12-2006   67812298.00000  46151088.00000  21661210.00000   9026454.00000  12152102.00000
05-01-2007   68174397.00000  46023583.00000  22150814.00000   9057343.00000  12590466.00000
12-01-2007   68012367.00000  46203073.00000  21809294.00000   8980655.00000  12373069.00000
19-01-2007   67772528.00000  46090787.00000  21681741.00000   9016410.00000  12220660.00000
26-01-2007   67649297.00000  46314954.00000  21334343.00000   8813938.00000  12016291.00000
02-02-2007   68332962.00000  46515126.00000  21817836.00000   8855736.00000  12437496.00000
09-02-2007   68362188.00000  46677109.00000  21685079.00000   8827611.00000  12350096.00000
16-02-2007   68922466.00000  46758982.00000  22163484.00000   8946603.00000  12723692.00000
23-02-2007   68502382.00000  46917673.00000  21584709.00000   8853426.00000  12240543.00000
02-03-2007   68989201.00000  47062603.00000  21926598.00000   8817975.00000  12569099.00000
09-03-2007   68991872.00000  47329290.00000  21662582.00000   8762974.00000  12378166.00000
16-03-2007   69116326.00000  47443914.00000  21672412.00000   8724241.00000  12450425.00000
23-03-2007   69226956.00000  47931003.00000  21295953.00000   8703752.00000  12077050.00000
30-03-2007   70342648.00000  48467419.00000  21875229.00000   8792366.00000  12525397.00000
06-04-2007   70370336.00000  48653753.00000  21716583.00000   8784589.00000  12389247.00000
13-04-2007   71180709.00000  48900605.00000  22280104.00000   8836260.00000  12911095.00000
20-04-2007   71274271.00000  49031025.00000  22243246.00000   8865673.00000  12837771.00000
27-04-2007   72292993.00000  49834246.00000  22458747.00000   8906691.00000  12995720.00000
04-05-2007   73351960.00000  50367838.00000  22984122.00000   8970590.00000  13419108.00000
11-05-2007   73596781.00000  50737434.00000  22859347.00000   8979692.00000  13312637.00000
18-05-2007   73670724.00000  50798306.00000  22872418.00000   9005482.00000  13312154.00000
25-05-2007   74073761.00000  51240488.00000  22833273.00000   9067578.00000  13172531.00000
01-06-2007   75360328.00000  51774018.00000  23586310.00000   9214891.00000  13750066.00000
08-06-2007   75522606.00000  51992670.00000  23529936.00000   9203008.00000  13700255.00000
15-06-2007   75830013.00000  52003229.00000  23826784.00000   9240413.00000  14008071.00000
22-06-2007   76497366.00000  52935354.00000  23562012.00000   9299502.00000  13651986.00000
29-06-2007   77564763.00000  53582046.00000  23982717.00000   9469326.00000  13847555.00000
06-07-2007   78117893.00000  53883303.00000  24234590.00000   9518083.00000  14082188.00000
13-07-2007   78734352.00000  54418213.00000  24316139.00000   9538865.00000  14160969.00000
20-07-2007   78471528.00000  54607479.00000  23864049.00000   9477897.00000  13771379.00000
27-07-2007   78875417.00000  55138424.00000  23736993.00000   9373246.00000  13736829.00000
03-08-2007   80125101.00000  55678284.00000  24446817.00000   9255433.00000  14537815.00000
10-08-2007   80666771.00000  56164311.00000  24502460.00000   9541098.00000  14316126.00000
17-08-2007   80799179.00000  56313588.00000  24485591.00000   9493381.00000  14358637.00000
24-08-2007   81180755.00000  56891435.00000  24289320.00000   9473708.00000  14179526.00000
31-08-2007   81907714.00000  57414337.00000  24493377.00000   9590354.00000  14219302.00000
07-09-2007   82617847.00000  57760471.00000  24857376.00000   9652542.00000  14547651.00000
14-09-2007   83182619.00000  58223117.00000  24959502.00000   9696974.00000  14630123.00000
21-09-2007   83167187.00000  58353575.00000  24813612.00000   9610988.00000  14576174.00000
28-09-2007   83732144.00000  59120617.00000  24611527.00000   9589672.00000  14363885.00000
05-10-2007   84177974.00000  59387487.00000  24790487.00000   9613570.00000  14523851.00000
12-10-2007   84931708.00000  59966042.00000  24965666.00000   9710368.00000  14615995.00000
19-10-2007   84963760.00000  60298420.00000  24665340.00000   9744638.00000  14265036.00000
26-10-2007   85523446.00000  60786432.00000  24737014.00000   9774489.00000  14298399.00000
02-11-2007   86782039.00000  61249087.00000  25532952.00000   9957452.00000  14848216.00000
09-11-2007   87268739.00000  61683763.00000  25584976.00000   9969359.00000  14920050.00000
16-11-2007   87941794.00000  61982115.00000  25959679.00000  10066426.00000  15218304.00000
23-11-2007   88139939.00000  62676603.00000  25463336.00000  10086835.00000  14695889.00000
30-11-2007   89543934.00000  63534421.00000  26009513.00000  10163181.00000  15123466.00000
07-12-2007   90121478.00000  63943048.00000  26178430.00000  10216289.00000  15288694.00000
14-12-2007   91015566.00000  64688302.00000  26327264.00000  10310483.00000  15362703.00000
21-12-2007   91162544.00000  64838037.00000  26324507.00000  10453663.00000  15224996.00000
28-12-2007   91944895.00000  65585611.00000  26359284.00000  10489862.00000  15221412.00000
04-01-2008   93033318.00000  65944672.00000  27088646.00000  10733358.00000  15695364.00000
11-01-2008   93456454.00000  66418326.00000  27038128.00000  10662927.00000  15739656.00000
18-01-2008   93308898.00000  66412074.00000  26896824.00000  10592442.00000  15677223.00000
25-01-2008   93717142.00000  66897086.00000  26820056.00000  10622949.00000  15552941.00000
01-02-2008   94911693.00000  67407523.00000  27504170.00000  10668307.00000  16163639.00000
08-02-2008   95233922.00000  67800062.00000  27433860.00000  10677038.00000  16093774.00000
15-02-2008   96005792.00000  67995750.00000  28010042.00000  10814087.00000  16547829.00000
22-02-2008   96066250.00000  68612342.00000  27453908.00000  10810650.00000  15974075.00000
29-02-2008   96896041.00000  69210396.00000  27685645.00000  10834788.00000  16158342.00000
07-03-2008   97364904.00000  69610591.00000  27754313.00000  10735692.00000  16325143.00000
14-03-2008   98255423.00000  70360629.00000  27894794.00000  10727986.00000  16515491.00000
21-03-2008   98237811.00000  70723305.00000  27514506.00000  10690924.00000  16126650.00000
28-03-2008   99216703.00000  71401793.00000  27814910.00000  10777054.00000  16336170.00000
04-04-2008   99860426.00000  71785485.00000  28074941.00000  10756480.00000  16587982.00000
11-04-2008  100385124.00000  72139805.00000  28245319.00000  10772911.00000  16738279.00000
18-04-2008  100549177.00000  72161574.00000  28387603.00000  10736411.00000  16910409.00000
25-04-2008  100983806.00000  72494329.00000  28489478.00000  10818417.00000  16904299.00000
02-05-2008  101970702.00000  73020210.00000  28950491.00000  10906879.00000  17257575.00000
09-05-2008  102472493.00000  73606258.00000  28866235.00000  10936403.00000  17192277.00000
16-05-2008  102908651.00000  73638141.00000  29270510.00000  10975969.00000  17557912.00000
23-05-2008  103147036.00000  74042733.00000  29104303.00000  10980769.00000  17349616.00000
30-05-2008  104388063.00000  74847455.00000  29540608.00000  11113904.00000  17604014.00000
06-06-2008  105069664.00000  75236799.00000  29832865.00000  11238420.00000  17780275.00000
13-06-2008  106401218.00000  76072022.00000  30329196.00000  11404582.00000  18087333.00000
20-06-2008  106324085.00000  76262689.00000  30061396.00000  11517495.00000  17723027.00000
27-06-2008  107318987.00000  76949457.00000  30369531.00000  11619289.00000  17908682.00000
04-07-2008  108369093.00000  77309384.00000  31059709.00000  11771758.00000  18431293.00000
11-07-2008  108765124.00000  77722155.00000  31042969.00000  11777068.00000  18445641.00000
18-07-2008  108661397.00000  77717063.00000  30944334.00000  11663025.00000  18442366.00000
25-07-2008  109300278.00000  78203269.00000  31097009.00000  11796259.00000  18482223.00000
01-08-2008  110678240.00000  78840816.00000  31837424.00000  11901545.00000  19123447.00000
08-08-2008  111106403.00000  79322976.00000  31783427.00000  11860525.00000  19124856.00000
15-08-2008  111613656.00000  79416224.00000  32197432.00000  11862658.00000  19548507.00000
22-08-2008  111789679.00000  79997908.00000  31791771.00000  11847435.00000  19159914.00000
29-08-2008  112848213.00000  80651106.00000  32197107.00000  11938127.00000  19461408.00000
05-09-2008  113452886.00000  80981772.00000  32471114.00000  12017202.00000  19668433.00000
12-09-2008  114134192.00000  81564510.00000  32569682.00000  12038438.00000  19741434.00000
19-09-2008  113950411.00000  81771139.00000  32179272.00000  12085848.00000  19284370.00000
26-09-2008  114903610.00000  82733896.00000  32169714.00000  12332326.00000  19030233.00000
03-10-2008  115899456.00000  82626165.00000  33273291.00000  12484867.00000  19962306.00000
10-10-2008  116005973.00000  82922360.00000  33083613.00000  12400537.00000  19870336.00000
17-10-2008  115450612.00000  82736999.00000  32713613.00000  12316570.00000  19586540.00000
24-10-2008  115292920.00000  82918794.00000  32374126.00000  12293578.00000  19257075.00000
31-10-2008  116111697.00000  83006330.00000  33105367.00000  12341610.00000  19932284.00000
07-11-2008  115710515.00000  82630551.00000  33079964.00000  12264268.00000  20004408.00000
14-11-2008  116061688.00000  82580482.00000  33481206.00000  12218948.00000  20459147.00000
21-11-2008  115075772.00000  82096577.00000  32979195.00000  12142523.00000  20051830.00000
28-11-2008  115351810.00000  82005007.00000  33346803.00000  12193123.00000  20360059.00000
05-12-2008  114998340.00000  81491786.00000  33506554.00000  12449015.00000  20217087.00000
12-12-2008  115904899.00000  81366564.00000  34538335.00000  12476237.00000  21201206.00000
19-12-2008  115037320.00000  81134948.00000  33902372.00000  12055549.00000  21083696.00000
26-12-2008  114545792.00000  81093747.00000  33452045.00000  12019929.00000  20690186.00000
02-01-2009  115172810.00000  81044863.00000  34127947.00000  12106994.00000  21262780.00000
09-01-2009  114566784.00000  80898289.00000  33668495.00000  11970978.00000  20958367.00000
16-01-2009  114211626.00000  80382401.00000  33829225.00000  11870534.00000  21216299.00000
23-01-2009  113652590.00000  80374296.00000  33278294.00000  11703284.00000  20832392.00000
30-01-2009  114187152.00000  80445175.00000  33741977.00000  11643443.00000  21340534.00000
06-02-2009  114055211.00000  80416883.00000  33638328.00000  11531128.00000  21365059.00000
13-02-2009  114506961.00000  80528362.00000  33978599.00000  11573584.00000  21650951.00000
20-02-2009  113493548.00000  80185894.00000  33307654.00000  11447433.00000  21129646.00000
27-02-2009  113520647.00000  80311383.00000  33209264.00000  11313338.00000  21170774.00000
SEÇİLEN SERİLERİN AÇIKLAMALARI
==============================
TP.KM.J001: 1-TUKETICI KREDILERI VE KREDI KARTLARI
TP.KM.J003: 3-TUKETICI KREDILERI TL
   Not: 27.04.2007 Tarihinde gözlenen artış bir bankanın tüketici kredilerinin kapsamında yaptığı 442 442 BİN YTL tutarındaki değişiklikten kaynaklanmaktadır.
TP.KM.J011: 5-KREDI KARTLARI (Bireysel+Kurumsal)
TP.KM.J016: 6Aa-Taksitli
TP.KM.J017: 6Ab-Taksitsiz
3月7日

Kim Saçmalamış

"Türkiye değil ise kim?"

Güngör Uras

Dünya, 06.03.2009 

İş Yatırım her yıl Geniş Açı toplantıları adı altında toplantılar düzenliyor. Bu toplantılara ünlü bir konuşmacıyı davet ediyor.

Bu yılın konuşmacısı Dr. George Friedman idi. Friedman, ABD'nin ünlü stratejistlerinden biri.

İş Yatırım, salı akşamı İş Bankası Kulesi'nde yurdun her köşesinden davet ettiği 250 dolayındaki müşterisini ağırladı. Davetliler Friedman'ı dinledi.

Bu konuşmadan önce Friedman, gazeteciler ve iktisatçılar ile de söyleşiler yapmıştı.

DÜNYA'da dün Evrim Küçük'ün Friedman ile söyleşisi yayınlandı. Bu söyleşi medyada yayınlanan en geniş ve en güzel söyleşisi idi.

Ben ise İş Yatırım'ın müşteri davetindeki konuşmada söylenenlerin önemli noktalarını özetleyeceğim.

Friedman diyor ki:

- ABD batmadı. Bu krizden ABD dünya liderliğini ve ekonomik gücünü artırarak çıkacak. Dolar kaybetmeyecek.

Önemli olan reel ekonominin gücüdür. ABD güçlü konumdadır. Milli varlığı 320 trilyon dolar yanında 3 trilyon dolarlık kriz faturası önem taşımaz. Bu nedenle dolar yükseliyor.

- AB ise zayıflıyor. Belki dağılacak. Bu kriz AB'nin sonu olabilir. Euro'nun sonu olabilir.

AB ülkelerinin tek bir Merkez Bankası var ama her ülke farklı ekonomi politikası maliye politikası uyguluyor. Her ülke (özellikle Almanya) kendi çıkarını düşünüyor.

İki yanlış AB'nin sonunun ne olacağını gösterdi: (1) Kriz çıktığında G-8 toplantısı yapıldı. AB ülkelerinim krize karşı ortak politika belirlemeleri beklenir iken Almanya'nın "Almanya için önemli olan Almanya'dır" demesi ile ortak politika imkanı ortadan kalktı. (2) Eski Doğu Avrupa ülkeleri yeni AB üyeleri krizden olumsuz etkilenince AB'den yardım istedi. AB'nin zenginleri toplandılar. "Ne haliniz var ise görün. Biz kendi derdimizle meşgulüz" dediler.

Bu tabloda AB'de ortaklık iddiası yok olmuştur. Bu tabloda Euro'nun değerinin korunması imkanı yok olmuştur.

Böyle bir AB'ye Türkiye'nin girmesine gerek yoktur. Böyle bir AB'nin Türkiye'ye yararı yoktur.

- Bu krizden talebi büyük ülkeler daha çabuk çıkacak, ihracata dayalı ülkeler sarsılacak. Çin ekonomisi ihracata dayalı. Almanya büyük ölçüde ihracat ile yaşıyor. Bu ülkelerin toparlanması çok zor. Buna karşılık ABD ekonomisinde iç pazar büyük

Türkiye de durumunu ve şansını bu açıdan değerlemelidir.

- Türkler önemlerini ve güçlerini bilemiyorlar. Türkiye önemli bir ülke.

- Dünyanın 17'nci büyük ekonomisi.

- Dünyanın en istikrarsız bölgesinde en istikrarlı ülke. Her ne kadar İslamcı-laik çatışması var ise de önemli değil. Sanayi altyapısı var. Ordusu güçlü. Demokratik sistemi benimsemiş. Ekonomik ve siyasi bakımdan aktif.

- Türkiye çevresinde ABD ve dünya için çok önem taşıyan 4 bölgeyi kontrol ediyor.

- (1) Balkanlar (2) Kafkasya (3) Arap dünyası (4) Yakın Doğu ülkeleri. Bu 4 bölgede Türk işadamları iş yapıyor. Türkiye mal satıyor. Türk ordusu güvenlik güçlerini eğitiyor. (Ve de Türk mafyası ülkelerin mafyasını kontrol ediyor!)

ABD bu bölgeden askerlerini çekecek ama bu bölgeden vazgeçmeyecek. Bu 4 bölgeyi kontrol etme durumunda olan Türkiye'yi desteklemeye mecbur.

Türkiye, 2003'te ABD yönetimine hayır diyerek rüştünü ve gücünü ispat etti. Türkiye, ABD'nin emrinde olmadığını ama ABD ile iyi ilişki içinde olur ise ABD'ye yardımcı olabileceğini gösterdi.

- Almanya tek başına oynamaya niyetli. Hatta enerjide bağımlı olduğu Rusya ile birliktelik arayışında. ABD bu birlikteliği bozmak için Avrupa'da Polonya'yı destekliyor. Polonya, Almanya ve Rusya arasında ABD yanlısı tampon güç olacak.

- İşte bu nedenle önümüzdeki dönemde dünyanın yükselen 3 ekonomisi Polonya, Türkiye ve Japonya olacak.

- Türkiye'nin buna hazırlıklı olması dış politikasını buna göre yürütmesi, enerjide Rusya'ya bağımlılıktan kurtulmak için alternatif enerji anlaşmalarını hemen yapması gerekir.

Bunları anlattıktan sonra Dr. Friedman soruyor "Türkiye değil ise kim?"

gungoruras@superonline.com

3月6日

Cin Bulundu Cin

Dolar 1.80

Yılmaz Özdil

Hürriyet, 06.03.2009
Belki dikkatinizi çekmiştir...

"Diyarbakır’da petrol bulundu!"

*

Böylesi bulunmamış bugüne kadar.

Sanırım kaderimiz değişecek.

*

Heyecanlandım, arşivi taradım...

Son 6 ayda:

"Manisa’da petrol bulundu."

"Sakarya’da..."

"Niğde’de..."

"Mardin’de..."

"Kastamonu’da..."

"Antalya’da..."

"Isparta’da..."

"Gaziantep’te..."

"Karadeniz’de petrol bulundu."

Karadeniz’deki müthiş...

"40 yıl yetecek kadar!"

*

22 Temmuz öncesine bakıyorum...

Hiç petrol bulunmamış.

Hep doğalgaz bulunmuş.

"İzmir’de doğalgaz bulundu."

"Konya’da..."

"Sakarya’da..."

"Düzce’de..."

"Edirne’de..."

"Lüleburgaz’da..."

"Tuz Gölü’nde..."

"Zonguldak’ta doğalgaz bulundu."


*

2004 belediye seçimleri öncesine bakıyorum... Ne petrol, ne doğalgaz.

*

Eskişehir’de bugüne kadar hiç bulunmayan kömür rezervi bulundu, 1 milyar ton, Kahramanmaraş’ta kömür rezervi bulundu, Manisa’da kömür rezervi bulundu, Konya’da kömür rezervi bulundu, ki, bazı gazeteler 42 milyar dolarlık olduğunu yazmış, bazı gazeteler 70 milyar dolarlık olduğunu yazmış, ben diyim 42, sen de 70 yani, Ordu’da kömür rezervi bulundu, İzmir’de kömür rezervi bulundu, ki, sadece İzmir’dekinin tüm Türkiye’ye 20 yıl filan yeteceği söyleniyor.

*

Ne zaman seçim olsa...

Bi şey fışkırıyor memleketten.

*

Ben AKP’ye oy vericem.

Çünkü tahminim, öbür seçimde uranyum bulacaklar... Ki, 80 yıl yeter.

yozdil@hurriyet.com.tr

3月2日

Çenenin Malları

Forbes: 'En zengin Türk' Hüsnü Özyeğin

 

Referans, Anadolu Ajansı, 02.03.2009 

Forbes, en zengin 100 Türk'ü açıkladı. Listeye göre, bu yıl Türkiye'nin en zengin kişisi, geçen yılın üçüncüsü Hüsnü Özyeğin olurken, geçen yılın birincisi Mehmet Emin Karamehmet ikinciliğe geriledi.
En zengin 100 Türk'ün toplam serveti, geçen yıla oranla ortalama yüzde 49,1 oranında azalarak 56 milyar 165 milyon dolar olarak gerçekleşti. Listedeki ilk on beş kişinin toplam serveti ise 20 milyar 150 milyon dolar oldu. Listede 46 kişinin sıralamadaki yeri yükselirken, 41 kişinin sıralamadaki yeri geriledi. Listede 6. sırada yer alan Ferit Şahenk yerini korudu. Listeye yeni girenlerin sayısı ise 12 kişi oldu. Sabancı Holdingden 12 kişi toplam 4 milyar 710 milyon dolar, Koç Holdingden 6 kişi toplam 2 milyar 795 milyon dolar, Doğan Holdingden toplam 6 kişi 1 milyar 680 milyon dolar, Enka İnşaattan toplam 5 kişi 3 milyar 275 milyon dolar, Doğuş Holdingden 3 kişi 2 milyar 700 milyon dolar, Eczacıbaşı Holdingden 2 kişi 1 milyar 600 milyon dolar, Zorlu Holdingden de 3 kişi 2 milyar 350 milyon dolar servet ile listede yer aldı.
En zengin 100 Türk listesindeki isimler, servetleri ve şirketleri şöyle sıralandı: 
 
Sırası  Adı milyon $  Şirketi
1 Hüsnü Özyeğin 2.900 Fiba Şirketler Grubu
2 Mehmet Emin Karamehmet 2.800 Çukurova Holding
3 Şarık Tara 1.600 Enka İnşaat
4 Ali İbrahim Ağaoğlu 1.500 Ağaoğlu Şirketler Grubu
5 Ahmet Zorlu 1.300 Zorlu Holding
6 Ferit Şahenk 1.100 Doğuş Holding
7 Mubariz Gurbanoğlu 1.100 Palmali Grubu
8 Murat Ülker 1.100 Yıldız Holding
9 Murat Vargı 1.100 MV Holding
10 Ahmet Çalık 1.000 Çalık Holding
11 Filiz Şahenk 1.000 Doğuş Holding
12 Kamil Yazıcı 1.000 Yazıcılar Holding
13 Tuncay Özilhan 1.000 Anadolu Grubu
14 Turgay Ciner 850 Ciner Grubu
15 Bülent Eczacıbaşı 800 Eczacıbaşı Holding
16 Erman Ilıcak 800 Rönesans İnşaat
17 Faruk Eczacıbaşı 800 Eczacıbaşı Holding
18 Olgun Zorlu 800 Zorlu Holding
19 Yalçın Sabancı 800 Ya-Sa Holding
20 Aydın Doğan 750 Doğan Grubu
21 Semahat Arsel 750 Koç Topluluğu
22 Sinan Tara 750 Enka İnşaat
23 Mehmet Rüştü Başaran 700 Habaş
24 Rahmi Koç 700 Koç Topluluğu
25 Recep Sami Yazıcı 700 Diler Holding
26 Suat Günsel 700 Yakındoğu Üniversitesi
27 Ethem Sancak 690 Hedef Alliance Holding
28 Ahsen Özokur 650 Yıldız Holding
29 Deniz Şahenk 600 Doğuş Holding
30 Ömer Dinçkök 600 Akkök Grubu
31 Suna Kıraç 600 Koç Topluluğu
32 Şevket Sabancı 600 Sabancı Holding
33 Serra Sabancı 550 Sabancı Holding
34 Suzan Sabancı Dinçer 540 Sabancı Holding
35 Ahmet Keleşoğlu 530 Selçuk Ecza Holding
36 Çiğdem Sabancı Bilen 510 Sabancı Holding
37 İbrahim Bodur 510 Kale Grubu
38 Hamdi Akın 500 Akfen Holding
39 Kağan Gürsel 500 Kiska Holding
40 Mehmet Hattat 500 Hema Holding
41 Mehmet Torun 500 Torunlar Şirketler Grubu
42 Mustafa Latif Topbaş 500 Bim Birleşik Mağazalar
43 Ünal Aysal 500 Unit Group
44 Ali Dinçkök 450 Akkök Grubu
45 Erdal Aksoy 450 Turcas Petrol
46 Erkut Soyak 450 Soyak Holding
47 Mehmet Cengiz 450 Cengiz Holding
48 Dilek Sabancı 430 Sabancı Holding
49 Sevil Sabancı 430 Sabancı Holding
50 Ali Nuri Çolakoğlu Varisleri 425 Çolakoğlu Metalurji
51 Hasan Çolakoğlu 425 Çolakoğlu Metalurji
52 İbrahim Çeçen 400 IC Holding
53 Mehmet Nazif Günal 400 MNG Holding
54 Nihat Özdemir 400 Limak Şirketler Grubu
55 Nilüfer Çiftçi 400 Akkök Grubu
56 Sezai Bacaksız 400 Limak Şirketler Grubu
57 Vildan Gülçelik 375 Enka İnşaat
58 Erol Üçer 370 Gama İnşaat
59 Uğurhan Tunçata 370 Gama İnşaat
60 Yüksel Erimtan 370 Gama İnşaat
61 Bayram Yusuf Aslan 350 İçdaş
62 Bülent Doğanay Samuray 350 Palmet Enerji
63 Erdoğan Demirören 350 Demirören Grubu
64 İshak Alaton 350 Alarko Holding
65 Lucien Arkas 350 Arkas Holding
66 Arzuhan Doğan Yalçındağ 340 Doğan Grubu
67 Begümhan D. Faralyalı 340 Doğan Grubu
68 Hanzade Doğan Boyner 340 Doğan Grubu
69 Vuslat Doğan Sabancı 340 Doğan Grubu
70 Sema Işıl Doğan 320 Doğan Grubu
71 Sevda Gülçelik 315 Enka İnşaat
72 Ali Nihat Gökyiğit 300 Tekfen Holding
73 Demir Sabancı 300 Sabancı Holding
74 Erol Sabancı 300 Sabancı Holding
75 Feyyaz Berker 300 Tekfen Holding
76 Necati Akçağlılar 300 Tekfen Holding
77 Nuri Özaltın 300 Özaltın İnşaat
78 Ömer Sabancı 300 Sabancı Holding
79 Nurettin Çarmıklı 285 Nurol Holding
80 Ali Rıza Yıldırım 275 Yıldırım Holding
81 Erol Çarmıklı 275 Nurol Holding
82 İnan Kıraç 275 Kıraça Şirketler Top.
83 Mehmet Oğuz Çarmıklı 275 Nurol Holding
84 Yüksel Yıldırım 275 Yıldırım Holding
85 Mustafa Koç 260 Koç Topluluğu
86 Ali İsmail Sabancı 250 Sabancı Holding
87 Ali Koç 250 Koç Topluluğu
88 Demet Çetindoğan Sabancı 250 Sabancı Holding
89 Emine Sabancı Kamışlı 250 Sabancı Holding
90 Emrullah Turanlı 250 Taşyapı İnşaat
91 Nafi Güral 250 Güral Porselen
92 Zafer Kurşun 250 Orjin Grup
93 Zafer Yıldırım 250 Orjin Grup
94 Zeki Zorlu 250 Zorlu Holding
95 Ali Gülçelik 235 Enka İnşaat
96 Ömer Koç 235 Koç Topluluğu
97 Saffet Ulusoy 230 Ulusoy Holding
98 Yılmaz Ulusoy 230 Ulusoy Holding
99 Nezih Barut 225 Abdi İbrahim

100 Feyman Yaşar 220 Yaşar Holding

Sevgili Ülkeler

Rand, Lira May Be Hurt By Crisis Spillover, BNP Paribas Says
The Bloomberg, Mar 2, 2009

By Justin Carrigan

The South African rand and Turkish lira may be hurt by the fallout from the European Union’s decision to reject an aid package for eastern Europe, according to BNP Paribas SA.

“Markets will soon gain the impression that the central and eastern European help package has been rejected for budget concerns,” a team led by Hans-Guenter Redeker, the London-based chief currency strategist for BNP Paribas, wrote in a report published today. “There is a substantial risk of seeing the crisis spill over into the lira and the rand, which have so far held up due to their relatively stable banking systems.’’

To contact the reporter on this story: Justin Carrigan in London at jcarrigan@bloomberg.net